16 Nisan 2013 Salı

Yaratılış Mucizesi İnsan Vücudu

Akciğerlerde 300,000 milyonun üzerinde minik kılcal damar bulunur. Bu damarlar birbirinin peşi sıra dizilseydi 2,400km uzunluğunda olurdu.








Her bir böbrekte 1 milyon filtre vardır. Dakikada 1.3 litre kan filtrelerler ve günde 1.4 litre sidik ayırırlar.









Vücuttaki en büyük organ deridir. Yetişkin bir erkeğin derisi 1.9m2´lik alan kaplamaktadır. Deri düzenli bir şekilde kabarıp dökülür. Her insan hayatı boyunca ortalama 18 kg deri dökmektedir...







Gözler sahip olduğumuz bilginin yaklaşık yüzde 90´ını sağlamaktadır, bu da bizi görsel canlılar yapmaktadır.









Gözde odaklanmayı sağlayan kaslar günde yaklaşık 100,000 kez hareket eder. Bacak kaslarınızın aynı şekilde çalışması için günde 80 km yürümeniz gerekir.







Tek bir kan hücresinin tüm vücudu dolaşması yalnızca 60 saniye sürer.








İnsan kemikleri ağırlık kaldırmada taş kadar sağlamdır. Kibrit kutusu büyüklüğünde bir kemik üzerinde 9 ton taşıyabilir, bu da betonun taşıyabildiğinden 4 kat fazladır.










Mide asidi çinkoyu eritebilecek kadar güçlüdür, ancak bu asit bize zarar vermez çünkü mide zarındaki hücreler o kadar hızlı bir şekilde yenilenir ki asitler mideyi eritemez.







Bir erkeğin testisleri her gün 10 milyon yeni sperm hücresi üretir, ki bu rakam tüm dünya popülasyonuna 6 ayda ulaşılmasını sağlamaktadır.






Sünnet derisi laboratuarlarda yanmış insanları tedavi etmek amacıyla kullanılmaktadır.









Her bir el ve ayak parmağı tırnağının en dipten en uca uzaması 6 ay sürer.








Uyurken 8 mm uzarsınız. Ertesi gün kalktığınızda ise eski uzunluğunuza dönersiniz. Bunun nedeni kıkırdak disklerin, oturduğunuzda ya da ayakta durduğunuzda yerçekimine bağlı olarak sünger gibi sıkışmasıdır.






30 dakika içerisinde ortalama bir vücut, 2 litre suyu kaynatabilecek kadar ısı üretir.












Bir kadının yumurtalıklarında yaklaşık yarım milyon yumurta hücresi bulunmaktadır ancak bunların yalnızca 400´ü yeni bir hayat meydana getirebilme fırsatına ulaşabilir.







Batıda yaşayan bir insan hayatı boyunca ortalama 50 ton yemek ve içevek tüketir, 50,000 litre su içer.











Yazar: Unknown16.4.13

15 Nisan 2013 Pazartesi

Pcmerkez.Facebook Durum Beğendirme

Filled under:

Adres Al  Yandaki 'Adres Al'Kısmına Tıkla'BAA'dan AZDZD'ye Kadar Kopyalayın Ve  URL kopyala sonra, Aşadaki Yere Yapıştırın!Ayrıca Bidaha Beğendirmek istiyorsanız Facebook Sayfamızı Beğenin Yeter.

Yazar: Unknown15.4.13

12 Nisan 2013 Cuma

Altın Nasıl Oluşuyor?

İnsanlığın binlerce yıldır aramaktan vazgeçmediği altın, binlerce yıllık bir jeolojik süreçle değil, tersine bir anda oluşuyor. 

Dünyanın ticari amaçlı kullanılabilecek altın rezervlerinin yüzde 80’den fazlası göz açıp kapayıncaya kadar geçen kısa bir anda oluşuyor.bilim adamları , geliştirdikleri modelle yerlatındaki depremlerin ortaya çıkardığı altının nasıl bir araya geldiğini de ortaya çıkardı.

  • Jeologlar, yeni araştırmalarda depremlerin neden olduğu kimyasal süreçlerin ortaya çıkardığı altın yataklarının oluşumuna ait eksikleri de tamamlayı başardı.

  • Dağları meydana getiren yeraltı depremleri, kayaları birbirlerinden o kadar hızlı ayırıyor ki, içerdikleri yüksek basınçlı sıvılar o anda buharlaşıyor. Geride, altın da dahil olmak üzere birçok mineral içeren artıklar kalıyor.
    Altın yataklarının oluşması için, mineral içeriği zengin suların yerin 5-30 kilometre derinliğindeki çatlaklara akması gerektiği biliniyordu. Ancak altının bu çatlaklarda nasıl ilerlediği jeologların kesin olarak saptayamadığı bir bilgiydi.
    Altın yataklarının oluşumunda depremlerin tetiklediği basınç değişimlerinin etkili olduğu düşünülse de, bu basınç değişimlerinin çok büyük ölçekte olmaması, altın oluşumu sürecinde başka faktörlerin de yer alabileceğine işaret etti.

    ''Ne Kadar Çok Deprem Okadar Altın''
    Avustralya Ulusal Üniversitesi’nden Richard Henley ve Queensland Üniversitesi’nden Dian Weatherley, deprem dinamiklerini inceleyerek, depremlerin tetiklediği basınç değişimlerinin sanılandan daha güçlü olduğunu ortaya çıkardı. Oluşturdukları modele geöre, depremler yerin derinliklerindeki kayalarda ses hızında çatlaklar oluşturabiliyor. 
    • Newscientist sitesine konuşan Henley, ‘sıvının kayadaki boşluğu doldurmak için kayanın etrafından çatlaklara yeterince hızlı ilerleyemediğini’ belirtirken, ‘basıncın deprem esnasında bir anda 3000 bin kat azalarak Dünya’nın yüzeyindeki seviyeye indiğini, böylece kayalardaki sıvının buharlaşarak ortaya içerdiği minerali çıkardığını’ ifade etti.
    • Ardından, çözülmesi diğer minerallere göre zor olan altın, depremler tekrarlandıkça birikiyor ve altın yatakları ortaya çıkıyor.
    • Weather, "Her deprem mikroskobik ölçüde, çok az miktar altının ortaya çıkmasını sağlıyor. Büyük miktarda altın oluşması için, yüzbinlerce yıl gerekiyor” dedi.   
    ''Altının Üçte Biri Derinlerde''  
  • ABD’nin Nevada Üniversitesi’nde jeolog olan John Muntean, Avustralyalı meslektaşlarının elde ettiği sonuçların oldukça ‘güvenilir’ olduğunu belirtti.
  • Muntean, depremlerle altın yatakları arasındaki bağlantının çok yeni olmadığını belirterek, “Bu çalışma yaşanan basınç azalmasının miktarını ortaya koyuyor, ayrıca, buharlaşmanın ardından altının nasıl geride kaldığını açıklıyor” dedi. 
  • Günümüzde bilinen altın rezervlerinin üçte biri yeraltında yer alıyor. Yeraltındaki altının bir kısmı madenlerden çıkarılıyor, bir kısmı da erozyonla karıştıkları nehir akıntılarından toplanıyor. Geride kalan altının yüzde 45’i, Güney Afrika’nın Witwatersrand havzasından elde ediliyor.
  • Geride kalan altının yüzde 10’u ise yine depremler sayesinde yanardağların 2 kilometre derinliğinde oluşuyor.
  • Weather, ‘Altının sonu yok, sürekli kendini yenileyen bir maden’ ifadesini kullandı.


kaynak: ntvmsnbc      

Yazar: Unknown12.4.13

Baharda Tavsiye Edilen Yiyecekler Ve Sağlıklı Yaşam

Filled under:

Atatürk Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhami Gülçin, bahar yorgunluğunda diyetin önemli olduğunu belirterek, "Düzenli ve içeriği iyi ayarlanmış bir diyet, bahar yorgunluğunun temel ilacıdır. Özellikle diyette antioksidan içeriği zengin besinler alınmalı" dedi.

Türkiye Bilimler Akademisi üyesi de olan Gülçin, bahar yorgunluğunun psikolojik açıdan mevsimsel bir problem olarak bilindiğini belirterek, ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinin ilk haftalarında ortaya çıktığını ve farklı belirtileri olduğunu söyledi.

Bu belirtilerin arasında yorgunluk, bitkinlik, mutsuzluk, uykusuzluk ve halsizliğin geldiğini anımsatan Gülçin, "Bahar yorgunluğu çok ciddiye alınmalı çünkü uzmanların belirttiği kadarıyla eğer gerekli önlemler alınmazsa tükenmişlik sendromuna sebep olmakta. Bu durum, uzun süreli ve kalıcı problemlere yol açmaktadır" diye konuştu.


Bahar yorgunluğunda temel olarak iki tedavi yönteminin olduğunu ifade eden Gülçin, şunları kaydetti:
"Bunlardan birincisi sportif faaliyetlerdir. Mesela her gün en az 15 dakikalık tempolu yürüyüşler veya egzersiz programları bahar yorgunluğu için gayet faydalıdır. İkinci önemli husus ise diyettir. Düzenli ve içeriği iyi ayarlanmış bir diyet, bahar yorgunluğunun temel ilacıdır. Bahar yorgunluğunda diyete dikkat etmek son derece önemlidir. Özellikle diyette antioksidan içeriği zengin besinler alınmalı. Bilhassa antioksidan vitaminlerin bol olduğu C, D ve E vitaminleri içeren besinler bol miktarda alınmalıdır. Dolayısıyla diyette sebze ve meyve ağırlıklı gıdalarla beslenilmeli. Düzenli ve dengeli beslenerek bu ihtiyaçlar karşılanmalı."

Günlük tüketilen su ihtiyacının da iyi ayarlanması gerektiğini vurgulayan Gülçin, "Vücudun gereksinim duyduğu miktardaki su karşılanmalıdır. Yani diğer içecekler şeklinden ziyade, direk su olarak kullanılmalı" dedi.

''Bahar Yorgunluğuna İyi Gelen Vitaminler''

Bahar aylarında demir eksikliğinin sık görüldüğüne dikkat çeken Gülçin, demir açısından zengin olan et ve sebzelerin bol miktarda tüketilmesi gerektiğini ifade etti.
Kahve gibi kafeinli içeceklerden de uzak durulması gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Gülçin, şöyle devam etti:
"Çünkü bunlar bahar yorgunluğunu tetikleyen faktörlerden biridir. Bahar mevsiminde vitamin alımı da iyi ayarlanmalı, bilhassa C, D ve E vitaminlerinin bol miktarda alınması gerekiyor. C vitamini kış mevsiminde gerekli olduğu gibi bu geçiş sürecinde de kullanılmalı. Özellikle limon, portakal, kivi ve ananas gibi C vitamin açısından zengin olan sebze, meyve ve gıdalar bu mevsimde bol miktarda tüketilmelidir. Diğer taraftan, D vitamininin de metabolizmada oldukça önemli olduğunu görüyoruz. Bahar aylarında güneş ışınları etkisiyle provitaminlerden sentezlenen D vitamini, aynı zamanda metabolizmada kalsiyum ve fosforun emilimi ve kullanımını da kolaylaştırmaktadır. Bunlara da dikkat edilmeli."

Karaciğer, balık, yumurta, peynir gibi hayvansal gıdaların D vitamini bakımından oldukça zengin içeriğe sahip olduğunu dile getiren Gülçin, "Mantar ve sebzeler de D vitamini kaynağı olarak kullanılabilir. E vitamini ise daha çok tahıllarda bulunur. Günümüzün popüler konularından biri olan tam undan yapılmış ekmek de bu bakımdan son derece önemlidir. Sağlık açısından da tam undan yapılmış ekmek kullanmak gerekiyor. Fındık, ceviz, yeşil sebzeler, domates ve patates de zengin birer E vitamini kaynağını teşkil etmektedir" şeklinde konuştu.

Yazar: Unknown12.4.13

Kırışıklıkları Engelleme Yolları Nelerdir?

Filled under:

Kadınların en çok büyük sorunu kırışık ciltler. Her hangi bir alışveriş merkezine girdiğiniz anda önünüze kremler vs. ürünler önümüze çıkıyor. Kozmetik ürünlerin ötesin de, kırışıklıklarınızla başetmenin yollarını sizlere sunuyoruz...


Arabanızda bile UVA ışınlarına maruz kalıyorsunuz
Kırışıklıkları Engellemenin Yolları1Günümüzde çoğu kişi araba kullanmaktadır. Buda kırışıklıklar için çok iyi bir zemin hazırladığımız anlamına geliyor. Çünkü, arabamızın camları hava güneşli olsun olmasın yansıma olay ile kırışıklıklara sebep olan UVA ışınlarının direkt olarak size yansımasına sebep oluyor. Bunu engellemek İçin evden çıkmadan önce spektrumlu güneş kremi kullanmalısınız veya arabanızın camlarına film ile kapatmalısınız. Böylelikle UVA ışınlarıdan korumuş olursunuz.


Genetik durumunuzu inceleyin
Kırışıklıkların oluşumu büyük ölçüde genetiktir. Aile büyüklerinizin ciltlerini inceleyerek gelecekte yüzünüzün nasıl görüneceğini öngörebilirsiniz. Bu etkileri geciktirmeniz için güneş ışınlarından uzak durmanız ve çinko veya titanyum dioksit içeren geniş spektrumlu bir güneş kremi kullanmanız gerekiyor.


Kırışıklıkları Engellemenin Yolları2Meyve ve sebze tüketin 
Ahududu, yaban mersini, kırmızı biber ve ıspanak gibi sebze ve meyveler, cildinizi çevresel zararlara karşı koruyacaktır. Bu da cildinizin kolay kolay kendini bırakmamasına ve kırışmamasına neden olacaktır. Ayrıca C ve E vitamini açısından zengin yiyecekler ve yeşil çay da cildinize iyi gelecektir.


Sürekli aynı tarafınızın üzerine yatmayın
Yaşınız ilerledikçe yüzünüzdeki bağ dokusu ve kolajen, gücünü ve etkisini kaybetmeye başlar. Dolayısıyla siz her gece aynı tarafınızın üstüne yatarsanız, yüzünüzün sağı ya da solu her gece, saatlerce baskıya maruz kalır. Azalan bağ dokusu ve kolajen etkisi sebebiyle de toparlaması gençliğinizdeki gibi kolay olmaz. Uzmanlar, taraf değiştirerek yatmanız halinde bu sorunu ortadan kaldırabileceğinizi açıklıyor.


Kaşlarınızı çatmayın
Elbette güneş gözünüze vurduğunda ya da ortam çok parlak olduğunda kaşlarınızı çatarsınız. Bunu güneş gözlüğü yardımıyla çözmeniz mümkün. Böylece bu bölgede oluşabilecek olan kırışıklıkları engelleyebilirsiniz. Ancak bu bölgedeki kırışıklıklar ağırlıklı olarak göz kaslarındaki bir rahatsızlığı işaret eder. Bu sorunu çözmek için vakit kaybetmeden bir göz doktoruna gidin.


Kırışıklıkları Engellemenin Yolları3Susuz kalmayın
Hepimiz suyun önemini biliyoruz ama genellikle bunun için birşey yapmıyoruz. Belki vücudunuzu susuz bıraktığınızda, cildinizin kuruduğunu ve daha çabuk kırıştığını söylersek artık vücudunuzu susuz bırakmazsınız...


Kolajene dikkat! 
Cildin sıkı ve elestik görünmesini sağlayan en önemli maddedir. C vitamini, peptidler, alfa hidroksiasid ve retinoid içeren tropikal losyonlar hücrelerin çalışmasına ve kolajen üretmesine neden olur. Ayrıca farklı cilt bakım yöntemleri ile de cildinizin kolajen üretmesi sağlanabilir. Bunun için bir estetik merkezine danışabilirsiniz.

Yazar: Unknown12.4.13

10 Nisan 2013 Çarşamba

Blogger Yatay Slayt Alanı OLuşturmak

Filled under:


Merhaba ArkadaşLar Bugun bloğunuza yatay slayt eklemeyi anlatacağım.


İlk olarak Aşağıdaki Kodu Buluyoruz
]]></b:skin>
Daha Sonra Kodu Bulduktan Sonra Aşağıdaki Kodları  ]]></b:skin> Kodundan Öceki Kısma Yapıştırıyoruz...


Daha Sonra </head> Kodunu Buluyoruz.Aşağıdaki Kodları Kopyalayıp Bulduğumuz </head> Kodundan Önceki Kısma Yapıştırıyoruz...

Kod İçerisinde:
numpostsl=12 slayt alanında görüntülenecek resim sayısını belirtir.Bu değeri arttırıp azaltabiliriz.
renkli olarak verdiğimiz width ve height değerleri slayt alanında görüntülenecek resimlerin boyutunu belirtir.
  • Son olarak <div id='main-wrapper'> Kodunu Bulun Ve Aşağıdaki Kodları Bulduğumuz Kodun Hemen Üzerine Yapıştırıyoruz...
  • Eğer Kodlar İçerisinde <div id='main-wrapper'> Kodunu Bulamazsanız <div class='column-center-outer'> Kodunu Bulun Ve Aynı işlemi Gerçekleştirin..


Kod İçerisinde:
visible:5 değeri birkerede slayt alanında görüntülenen resim sayısını gösterir.
"slayt" Yukarıdaki anlatımda yatay slayt alanının etiket bazlı çalıştığını söylemiştik, slayt alanında görüntülenmesini istediğimiz yazılar için etiketi burdan belirliyoruz.Örnek: "slayt" yerine "resim" yazdığımızı varsayalım:slayt alanında görünmesini istediğimiz yazımızın etiketlerinden bir tanesini "resim" olarak girdiğimiz zaman, yazımız slayt alanında görüntülenecektir, eğer yazıyı slayt alanından kaldırmak istersek yayınladığımız yazıdaki "resim" etiketini silmemiz yeterli olacaktır.Burdaki etiket seçimi size kalmış.

Yazar: Unknown10.4.13

Blogger Üst Çubuk Eklentisi

Filled under:

Merhaba Arkadaşlar.Bugun Blogger Sitelerinde Çok Gördüğümüz Üst Çubuk Eklentisini Nasıl Ekleyeceğimizi Anlatacağım...Bloğunuzu Özelleştirmek İstiyorsanız Bu eklenti Tam Size Göre!









İlk olarak Aşağıdaki Kodu Buluyoruz.

  • ]]></b:skin> 

Buluğumuzun Kodun Hemen Üzerine Gelecek Şekilde Alttaki Kodları ekliyoruz.




 Ekledikten Sonra Tekrar Aşağıdaki Kodu Buluyoruz
<body>
Bulduğumuz Kodun Hemen Altına Aşağıdaki Kodlaı ekliyoruz

Yazar: Unknown10.4.13

6 Nisan 2013 Cumartesi

Pcmerkezden Sade Bir Tema'P1Teması'

Filled under:

Evet ArkaşLar Günden Güne blogger temalarını baya bi değiştirip geliştiriyorum...Bugun Pcmerkez okuyucuları için sadece bir tema azırlayıp sizlerin Huzuruna Sunuyorum...Temayı İsteyen ArkadaşLar Yorum Yapsınlar çekilişle Dağıtılacaktır.











Temanın Demosu İçin Resme Tıklayın...

Yazar: Unknown6.4.13

Pcmerkez'den Bi Tema Daha Pfilm Teması

Filled under:

Merhaba ArkadaşLar.Bugun Pcmerkez Okuyucuları İçin Bir tema daha editledim ve bitirdim.Pcmerkez Pfilmtemasını isteyen arkadadalar varsa yorum yapsınlar çekilişle dağıtılacak tema.


Yazar: Unknown6.4.13

2 Nisan 2013 Salı

Pcmerkez v7 Teması!

Filled under:

Pcmerkez'den Bir Tema Daha.Pcmerkez OkuyucuLarı İçin bir tema çalışmam daha bitti.Temanın Sadece CanLı  Demosunu YayınLayacağım...










Temanın Demosu

Yazar: Unknown2.4.13

1 Nisan 2013 Pazartesi

Telefonla uzun ve sık konuşma baş dönmesine sebep oluyor

Filled under:


'Telefon ve diğer cihazlardan çıkan radyasyon, vertigoya yol açabiliyor. Cep telefonu sinyali, beyin hücreleri üzerinde depresyon etkisi yaratıyor'
  • Yapılan araştırmalara göre, cep telefonuyla sık ve süreli konuşmalar vertigo adı verilen baş dönmesine yol açıyor. Tedavi edilmeyen basit vertigo atağı, kronikleşerek başka sistemlere de etki edebiliyor.
  • Cumhuriyet Üniversitesi (CÜ) Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr.Ertuğrul Bolayır, halk arasında baş dönmesi olarak bilinen vertigonun, her yaş grubunda görülebileceğini belirtti. Bolayır, 'Telefon ve diğer cihazlardan çıkan radyasyon, vertigoya yol açabiliyor. Cep telefonu sinyali, beyin hücreleri üzerinde depresyon etkisi yaratıyor. Cep telefonunun yaydığı radyasyon, vertigo ataklarına neden oluyor. Gereksiz ve uzun görüşmelerden kaçınmalıyız. B12 vitamini eksikliği, folik asit yetmezliği ve anemi sonucu da baş dönmesi gelişebilir.' şeklinde konuştu.
    Hastalığın kesinlikle önemsenmesi gerektiğini belirten Dr. Bolayır, 'Hastalığın kronikleşmesi vertigo ataklarını sıklaştırır, yaşam kalitesini düşürür' dedi.
    Baş dönmesinin çocuklarda da görülebildiğine işaret eden Bolayır, günlük yaşamdaki yoğun stres, teknolojik gelişme, gürültü ve hava kirliliğinin bu duruma yol açtığını sözlerine ekledi.


Yazar: Unknown1.4.13

Sakız kilo aldırır mı?

Filled under:


Yapılan araştırmalara göre, naneli sakızlar şeker içerikli besinlerin daha çok tüketilmesi isteğini uyandırarak kilo almaya yol açıyor...

  • ABD'de yapılan bir araştırma, ferahlamak için birçok insanın vazgeçilmezleri arasında bulunan naneli sakızların kilo aldırdığını ortaya koydu. Ohia Eyalet Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya göre, naneli sakızlar şeker içerikli besinlerin daha çok tüketilmesi isteğini uyandırarak kilo almaya yol açıyor.
  • Araştırmacılardan Dr. Christine Swoboda, araştırma sürecinde 44 gönüllüyü gözlemlediklerini, naneli sakızların bu kişilerde meyve ve şekerli gıda tüketimini artırdığını belirlediklerini söyledi. Ayrıca sakız mayası petrol bazlı olduğu için insan sağlığını da etkiliyor.

Türkiye'de Ne Kadar Sakız Çiğneniyor?

Türkiye’de sakız tüketimi aylık 1.000 tona yakın. Tüketimin yüzde 33’ünü, tatlandırıcılı draje sakızlar, yüzde 21’ini şekersiz ve yüzde 28’ini şekerli, yüzde 12’sini stik sakızlar oluşturuyor. Türkiye’de sakız çiğneyen 43 milyon kişi var. Bu kişilerin yüzde 24’ü haftada 2 ila 5 kez, yüzde 25’i haftada bir, yüzde 12’si ise günde bir veya daha fazla sakız tüketiyor. Sakız çiğneyen kadınların sayısı erkeklere göre daha fazla ama sakıza hayır demeyen erkeklerin sayısı da her geçen gün artıyor.
Sakın hem bağımlılık yapar hem de içerdiği zararlı katkıların bedene alınmasına yol açar.

Sakızın Katkı Maddesi

Piyasada satılan sakızın ana maddesini sentetik kauçuk polyisobutylene oluşturmaktadır. Bu madde bastekbol topununda ana meddelerindendir. Bununla birlikte günümüz sakızlarına bir çok katkı maddeleri katılmaktadır.
Sakız mayası: Petrol bazlı. Sentetik kauçuk polimer. (basket topunun da üretildiği madde)
Nane aroması: Naneli sigaralarda da bulunur. Beden ve ruh dengesinin bozulmasına neden olabilir.
Ayrıca Maltitol, Sorbitol, Ksilitol, Mannitol, Aspartam, Asesülfam-K, Sukraloz, Jelatin, Gliserol, Soya lesitini, Şellak, Karnauba Mumu, Fenilalanin, E133, E171 benzeri renklendiriciler, E320 gibi katkı maddeleri içerirler.

Yazar: Unknown1.4.13